Benim Terapim Çizim

Çocukluğumda babam hep çizim yapardı, bana göstermeye ve öğretmeye çalışırdı. Onun bu yönlendirmeleri sayesinde çizime karşı benim de ilgim başladı diyebilirim. Anaokulunda resim derslerinden çok büyük zevk alırdım. Öğretmenlerim de bunun farkındaydı ve sürekli çizim yapmam konusunda beni teşvik ediyorlardı. “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuna verdiğim tek bir cevap vardı “Ressam olmak.”

Büyüdükçe çizimle alakalı neler yapabilirim diye araştırmaya başladım ve endüstriyel tasarımı keşfettim. Çizdiğin şeylerin kullandığın bir eşyaya dönüşmesi ve senin ellerinden hayat bulması… Bir şeyler üretmek, çizmek tasarlamak benim için bir meslek değil de daha çok hobi gibiydi.

Ürün tasarımının dışında tek bir türde çizim yapmıyorum, farklı birçok çizim türünü denedim. Kara kalem, animasyon, enteriyör, soyut resim, portre çizimlerinden de denemelerim mevcut. Çünkü ben çizdikçe kendimi anlatıyor, çizdikçe içimdekileri kağıda aktarabiliyorum. Çizim denemelerim arasında en çok soyut resim ve portre çizimlerim mevcut. Hatta portre çizimlerim tamamen hayal dünyamdaki kişilerin kağıda yansıması… Çizmek için yeteneğinin olması gerektiğine inanmıyorum, eğer sen çizmeyi ve bir şeyler karalamayı seviyorsan bence bu yeterli. Güzel resim yapabilmen için gideceğin kurslarda alacağın eğitimlerle bu hobini daha güzel sanat eserlerine dönüştürebilirsin, bu tamamen istemekle alakalı… Ancak hayali bir şey üretmek ve yaratmak konusuna gelince burada yeteneğe ihtiyaç duyulacağını düşünüyorum.

Ben üniversiteye hazırlanana kadar hiçbir çizim eğitimi almadım, hep hobi olarak kaldı. Üniversitede yetenek sınavlarına hazırlanmaya karar verdiğimde 10 ay gibi bir süre profesyonel eğitim aldım. Okula başladıktan sonra da üniversitenin her yılında mutlaka temel sanat eğitimleri almaya devam ettim. Bu konuda okulumun bir güzel sanatlar üniversitesi olması açıkçası bana çok şey kattı. Güzel sanatların birçok dalında eğitimim ve bilgim oldu. Birçok sanatçıyı ve hocamızı tanıyabilme fırsatı yakaladım, farklı birçok eseri gözlemleme, gezip görme ve dinleme şansına sahip oldum.

İyi bir şekilde çizim yapabiliyor olmak şu an sevdiğim mesleği yapmamı sağladı. Bu ülke koşullarında sevdiğiniz işi yapabilmek bana kalırsa büyük bir lüks. Aldığım eğitim sanatın birçok dalını öğrenmemi ve görmemi sağladı. Sanat kültürümü genişletmemde büyük rol oynadı. İnsanlarla iletişimim de bile bana şaşıracağım derecede katkıları oldu. Kişisel birçok işimi yine çizimle halledebiliyorum ve yakın çevreme de katkı sağlayabiliyorum.

Bana kalırsa ebeveynler çocuklarını mutlaka bir sanata ve spora yönlendirsinler. Böylelikle kendi hayal dünyaları içinde üretebilme zevki, biraz olsun gerçek dünyadan kaçabilme şansları onlara verilmiş olur. Çocuğun gelişimi ve kişisel eğitimine katkısı düşündüğümüzden de çok olacaktır. İnsanlarla ilişkisinden tutun da çevreye verdiği değeri bile etkilediğini göreceksiniz.

Atamızın da dediği gibi, “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.”

 

PELİN SEZGİN

Can Alüminyum

Endüstriyel Tasarım Sorumlusu 

Paylaş